Blog

  • Bakan Uraloğlu’ndan AJet itirafı: ‘Kiralanan uçaklar var’ – Son Dakika Türkiye Haberleri

    Bakan Uraloğlu’ndan AJet itirafı: ‘Kiralanan uçaklar var’ – Son Dakika Türkiye Haberleri

    [ad_1]

    Bakan Uraloğlu, “Ekonomim” internet haber sitesine verdiği röportajda AJet’e ilişkin şikayetlere yönelik soruya verdiği yanıtta yer alan ifadeler dikkat çekti. Bakanlığın, Pegasus, Sun Express, Corendon havayolları ile hukuku ne ise THY ve AJet’le de hukukunun aynı olduğunu vurgulayan Uraloğlu, “Hepsiyle illiyet bağımız aynıdır. Fark şu; THY ve AJet kamu şirketi olduğu için oradaki her türlü şikayet bize daha yoğun yansıyor” dedi. Uraloğlu, “AJet yeni bir yapılanma süreci yaşıyor, sıkıntıların giderilmesi için temas halindeyiz, önerilerimiz var, gerekli müdahaleleri yapıyoruz” ifadelerini kullandı. Sabiha Gökçen Havaalanı’nın yönetiminin Savunma Sanayii Başkanlığı’nda olduğunun altını çizen Uraloğlu, şunları kaydetti:

    “Hava trafiği her halükarda bizde ama orayla ilgili şikayet geldiğinde burayı ‘Ben yönetmiyorum’ deme lüksümüz yok. Fiyat konusunda da bizim bir düzenleme yetkimiz yok. Tavan fiyatı belirlerken onlarla aşağı yukarı bir mutabakat sağlıyoruz. Bir tavan fiyat belirliyoruz ve ona uyuyorlar. Uymasalar bir yaptırımı var mı? Yok. Bunu resmi olarak açıklamıyoruz, gayri resmi ve uyuyorlar. Şunu söylemek lazım; yurtdışı uçuşlarda çok net bir şekilde kâr ediyorlar, yurtiçi uçuşlarda yerine göre kâr ya da zarar ediyorlar.”

    ‘GEÇİŞ SÜRECİ YAŞANIYOR’

    AJet’e ilişkin gazetemizin de gündeme getirdiği sorunları itiraf eden Uraloğlu, “Bir geçiş süreci yaşanıyor. Kiralanan uçaklar var ve bu uçaklarda olması gerekenden fazla arıza söz konusu oldu. Yaz sezonunda her zaman rötarlar olur ama bu sefer biraz fazla oldu” dedi. Uraloğlu, “‘Bu konunun biraz daha üzerinde durun’, dedik. THY ile Anadolu Jet’in CIP imkanı vardı. Anadolu Jet’te bunu kaldırdılar. Pegasus’un yolcu başına maliyeti 3 birimse, THY’nin 7-8’dir. Anadolu Jet’in 6’lar civarında. Bunu 5’lere düşürme ile ilgili bir refleksti bu. Mesela ‘CIP’leri kullandıracaksınız’ dedik, başta kabul etmediler ama sonra kullandılar” ifadelerini kullandı.

    ‘YATIRIMLAR PAHALI’

    Kamu şirketi olunca yurttaşların daha cesur bir şekilde eleştirebildiğini kaydeden Uraloğlu, şunları kaydetti:

    “Doğrudan bizlere yönlendirebiliyor. Ulaşımla ilgili yatırımlar gerçekten pahalı. Bunları mutlaka tam kapasiteli kullanabilmek lazım. İstanbul Hava Limanı’nda şu anda üç tane birbirine paralel pist var, kuzey-güney yönünde. Doğu-batı yönünde de bir dördüncü pistin inşaatı başladı. Onu sadece kalkışlar için kullanacağız. Şu anda iki tane paralel pist aynı anda operasyon yapılabiliyor. Üç pistin de aynı anda operasyon yapılabilmesiyle ilgili arkadaşlarımız şimdi Amerika’da. İGA (İstanbul Havalimanı işletmesi) ve bizim Devlet Hava Meydanları İşletmesi tarafı. Avrupa’da bu operasyon yok, sadece Amerika’da var. Biz de inşallah onu yapacağız. Kapasiteyi artıracağız.”

     

    [ad_2]

    Source link

  • Kentlerin Ecesi Ankara – Son Dakika Cumhuriyet Pazar Haberleri

    Kentlerin Ecesi Ankara – Son Dakika Cumhuriyet Pazar Haberleri

    [ad_1]

    Ankara’nın başkent oluşunun 101. yılı nedeniyle sahneye konan, sanatçı Pınar Ayhan’ın yazdığı, yönettiği ve anlatıcılığını üstlendiği “Şehirlerin Ecesi ANKARA”, yeniden sahneye çıkacak. Kasım ayında Nâzım Hikmet Gösteri Merkezi’nde 2 bine yakın izleyiciye sahnelenen eser için tekrar hazırlıklar başladı. 

    “Asırlık başkent Ankara’ya bir armağan” olarak nitelediği gösterisini Cumhuriyet’e anlatan Ayhan, “Bir kentin hikâyesi. İnsan köklerine yaklaştıkça, kökünü tanıdıkça ve bunun ne kadar da güçlü bir kök olduğunu görünce gururlanıyor” dedi. 

    Tarih anlatıcısı olarak Başkent’in 100. yılına özel bir eser yaratmak istediğini ifade eden Ayhan, “Bize bir başkent armağan eden Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e, cumhuriyetimize bir görev addettim ve bir eser yazıp sahnelemeye karar verdim” dedi. 

    Yıllardır Milli Mücadele ve Cumhuriyet dönemi öyküleri anlattığına işaret eden Ayhan, bu kez konunun daha da derinlere indiğini dile getiriyor. Ayhan, “Yaklaşık 3 bin yıl önceden başladım hikâyeyi anlatmaya çünkü Ankara’nın bundan asırlar önce birkaç kez başkent olduğunu, medeniyetlere ev sahipliği yaptığını, zamanında Roma İmparatorluğu’nun ikinci büyük şehri olduğunu duymuştum ancak yeterince idrak etmemişim belli ki. Araştırdıkça olağanüstü bir kentle karşılaştım, çok heyecanlandım” ifadelerini kullandı. Ayhan, “Hitit’ten alıp Frig, Galat, Roma, Selçuklu, Osmanlı İmparatorluğu ve nihayet Cumhuriyet Dönemi Ankara’sıyla tanıştım. Atatürk’ün neden bir asır önce Cumhuriyet’i bu kentte yeşertmek istediğini, Türk dünyasının kalbinin yeniden burada atmaya başlamasını istediğini o zaman çok daha iyi anladım ve aşık oldum Ankara’ya. 

    Ayhan sahne önü ve arkasında 110 kişilik büyük bir ekip olan tarih gösterisinin kendi anlatısı için 9-10 aylık bir çalışma olduğunu ifade ederken, araştırmalar ve röportajların yanı sıra yarım asırdır yaşadığı kenti bu kez daha dikkatli gözle gezdiğini vurguluyor. 

    “SANATIN PEK ÇOK FARKLI DALI BIR ARADA”

    Ayhan, “Birbirinden değerli sanatçılar sayesinde”, yapay zeka ile oluşturulmuş görseller, edebiyat, müzik, dans gibi sanatın pek çok farklı dalının bir araya geldiğini ifade ettiği gösterinin arkasındaki ekibi ise şu sözlerle anlatıyor: “Görsellerimiz yapay zeka ile yapıldı. Eşim Dr. Sühan Ayhan görsel tasarımı üstlendi. İnanılmaz görüntüler çıktı ortaya. Gösterinin ilk eseri benim bestem. Sözleri Ankara’nın dağlarının isimlerinden oluşuyor. Aranjör Nejdi Şimşek’in düzenlediği eserleri çalan Unique Senfoni Orkestrası’nı, şef Orhun Orhon yönetti. Saygun Filarmoni Korosu eserleri seslendirdi. Dünyaca ünlü arp sanatçımız Çağatay Akyol, dokunuşlarıyla büyüledi. 

    Ankara Kulübü Derneği’nin seğmenleri ile Dans Dünyası Dans Topluluğu sanatçıları eserimize renk kattılar. Kostüm Tasarımcısı Mine Gökbuget Erbek, medeniyetleri temsil eden dansçılarımızın kostümlerini tasarladı. Modacı Hafize Ayık, benim kostümlerimi tasarladı ve dikti.” 

    Muammer Sun’un “Bozkırın Sesi” eserini koloratur soprano Ceren Aydın’ın seslendirdiğini söyleyen Ayhan, “Devlet Tiyatrosu Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı (TOBAV) Başkanı Mehmet Yılmaz da ‘Misket’ ve ‘Haydar Haydar’ türkülerini seslendiriyor” ifadelerini kullandı. 

    “YURT DIŞINDA DA SAHNELEMEK İSTİYORUZ”

    Ayhan, “28 Kasım’da Nazım Hikmet Gösteri Merkezi’nde sahnelediğimiz ‘Şehirlerin Ecesi Ankara’, izleyici tarafından çok beğenildi. 2 bine yakın Ankaralı gözünü kırpmadan gösterimizi izledi. Bir, iki ay içinde “Şehirlerin Ecesi”ni tekrar izleyici ile buluşturacağız. Bundan sonraki hedefimiz sadece Ankara’da değil, yurt çapında hatta yurt dışında da gösterimizi sahnelemek” değerlendirmesinde bulundu. 

    [ad_2]

    Source link

  • Avrasya koridorunun kalbi Sincan – Son Dakika Dünya Haberleri

    Avrasya koridorunun kalbi Sincan – Son Dakika Dünya Haberleri

    [ad_1]

    Temmuz ayı sonlarında, Çin Halk Cumhuriyeti‘ne yönelik bir gezi için aldığım davet merakımı fazlasıyla cezbetmişti ki 10 gün sürecek gezinin Sincan Uygur Özerk Bölgesi‘ne yapılacağını öğrendiğimde merakım iki kat arttı. Zira bölge uzun yıllar bir taraftan kanlı terör eylemleri, diğer taraftan insan hakları ihlalleri ile gündemdeki yerini korumuştu.

    Birleşmiş Milletler raporlarına yansıyan, Çin hükümetine yönelik eleştirilerin başında, Han Çinlilerinin bölgeye göçünün sistematik bir biçimde bizzat Çin devleti tarafından koordine edilmesi; dini özgürlüklerin kısıtlanması ve özellikle güvenlik örgütleri tarafından şüpheli görülen Uygur azınlığa mensup kişilerin, ‘yeniden eğitim kampları’na gönderilmeleri geliyordu. Pekin yönetimi ise ülkenin uzun yıllar cihatçı örgütler tarafından yürütülen yoğun terör eylemleriyle mücadele ettiğini belirterek, ‘mesleki eğitim ve öğretim merkezleri’ olarak tanımladığı bu kampların, aşırılıkçılığı engellemeyi hedeflediğini savunuyordu.

    Tüm bu sebeplerle; gideceğim yerde karşılaşacağım manzaralar, kentlerin görünümleri, sosyal yaşam, yerel halkın yaşadığı potansiyel zorluklar, kesinlikle görülmesi gereken yerler, tarihi mekanlar, hepsi de çok önemliydi. Ne var ki, bilgiye ulaşmak bu defa o kadar kolay değildi.

    Bugüne dek, gazetecilik mesleğinin bir parçası olarak, dünyanın pek çok uzak köşesini ziyaret etme ve değişik kültürleri gözlemleme fırsatım olmuştu. Fakat bu defa, güzel dünyamızın güzide bir köşesine, adeta başka bir dünyaya doğru yol aldığımı hissediyordum. Çin Halk Cumhuriyeti’nin önde gelen basın kuruluşlarından biri olan Guangming Daily ve Türkiye’de adından her geçen gün daha fazla söz ettiren Harici Medya işbirliğinde düzenlenen bu gezi, bölgeye yakından bakma fırsatını da beraberinde getirdi.

    DENİZE EN UZAK ŞEHİR…

    Polonyalı film yönetmeni ve senarist Krzysztof Kieslowski, “Bilinmeyeni araştırmaya değer, çünkü bilmeme duygusunun kendisi acı vericidir” der; sanırım bu acıyı ilk kez bir otobüsün ön camından modern yüksek binaları ve geniş otoyollarıyla, Bir Kuşak Bir Yol Girişimi‘nin önemli kavşaklarından biri olan Urumçi‘yi izlerken yaşadım. Moğolca’da ‘güzel otlak’ anlamına gelen Urumçi, bugün Orta Asya’nın en büyük kültürel, politik ve ticari merkezi olarak bereketli konumunu koruyor.

    Çin’in batısındaki en büyük şehir olan Urumçi, ‘dünyadaki herhangi bir denize en uzak şehir’ olarak Guinness Rekorlar Kitabı‘na girmeye hak kazanmış. Öyle ki en yakın kıyı şeridine yaklaşık 2 bin 500 kilometre uzaklıkta. Fakat buna rağmen devasa bir kara limanına ev sahipliği yapmakta. 

    Dahası; 1992 yılında yerel coğrafya uzmanları tarafından “Asya’nın merkez noktası” olarak belirlenen bu kent, bugün Çin’in Bir Kuşak Bir Yol Girişimi sayesinde, Dünya’nın da önemli merkezlerinden biri olmaya yolunda; üstelik son derece kararlı.

    43° 40’ 52”K 87° 19’ 52”D Asya’nın Kalbi Anıtı – Sincan, Çin

    SOKAKLARDA TANIDIK BİR SES

    Alan bakımından Çin’in en büyük eyaleti olan Sincan, kabaca Türkiye’nin toplam yüz ölçümünün iki katından biraz daha büyük. Bizler de 10 gün boyunca Urumçi, Kuça, İli Kazak Özerk Bölgesi ve Kaşgar arasında toplamda 10 bin kilometreden fazla yol yaptık. Gezmedik yer bırakmadık. Gözlemlerimizi paylaşırken, sizler de bize eşlik ediyor olacaksınız. Bu heyecan verici yolculukta pek çok şey değişecek arka dekorumuzda; kültürler, sokaklar, lezzetler ve daha nicesi. Fakat tek bir şey hiç bırakmayacak peşimizi: Bizi bütün heybetiyle Urumçi‘de karşılayan ve yol boyu adeta görüş açımızı kuşatan Tanrı Dağları.

    Urumçi’de ilk durağımız, Sincan Uluslararası Kapalı Çarşısı oldu. Geleneksel Uygur yemekleri, el sanatları ve kültürel performanslar fazlasıyla evimizde hissettirdi. Kapalı Çarşı adeta yaşayan, nefes alan bir panayır gibiydi. Her şeyden önce kulağımıza çalınan dil son derece tanıdıktı.

    Ural Altay dil ailesinin, Altay koluna mensup üç ana dil grubundan biri olan Türk dilleri grubu, kendi arasında toplamda altı dala ayrılıyor, bunlardan biri de Uygur grubu; bölge halkı tarafından yaygın bir şekilde konuşuluyor. Pek çok yerde tabelalar iki dilli ve pek çok noktada yerel halk ile zorluk çekmeden anlaşabildik. Bu durum, turistik ya da ticari gerekçelerle bölgeyi ziyaret etmek isteyen Türk vatandaşları için önemli bir avantaj teşkil edebilir.

    Yeri gelmişken, aldığımız güzel haberlerden birini de buradan duyurmuş olalım: Urumçi’ye ayak bastığımız saatlerde, China Southern Airlines‘ın, Urumçi’den İstanbul Havalimanı‘na ilk doğrudan uçuşunu yaptığını öğrendik. Oysa biz, epey büyük zorluklar, rötarlar ve iptallerle Astana aktarmalı gelmiştik. Bunu da iki ülke ilişkileri açısından önemli bir dönüm noktası olarak not edelim.

    SİNCAN’IN STRATEJİK ÖNEMİ

    Stratejik açıdan, Orta Asya ile Doğu Asya‘nın kesiştiği bir noktada yer alan Sincan, Çin’in Batı Asya’ya açılan kapısı konumunda. Sekiz ülkeyle sınır komşusu olan bölge bol miktarda kömür, doğal gaz, petrol, altın, bakır ve uranyum rezervi barındırmakta.

    Bölgede keşfedilmiş petrol rezervlerinin 20 milyar tonun üzerinde, doğal gaz rezervlerinin 10 trilyon metreküp, kömür rezervlerinin ise toplamda 2,2 trilyon ton civarında olduğu tahmin edilmekte. Bu haliyle, devasa Çin ekonomisi için hayati öneme sahip enerjinin önemli bir kısmı Sincan’dan gelmekte, ve hatta geçmekte.

    Nasıl mı?

    Şöyle ki Sincan, petrol ve doğal gaz boru hatlarının geçtiği kritik bir kavşak olarak, Çin’in enerji arz güvenliği açısından hayati öneme sahip. Özellikle Kazakistan‘dan Çin’e uzanan petrol ve doğal gaz boru hatları bu bölgeden geçerek dünyanın en büyük imalat sanayisinin ihtiyacını karşılamada önemli bir rol oynuyor. Bununla da kalmıyor.

    Bölge aynı zamanda, Bir Kuşak, Bir Yol girişimi için de kilit bir öneme sahip. Öyle ki, proje için kilit konumda olan kara ve demir yolu bağlantıları da bu bölgeden geçiyor. Bu durum, Avrasya koridorunun kalbinde yer alan Sincan’ı ve başkent Urumçi’yi, sadece Çin için değil, küresel ticaret açısından da önemli bir bağlantı noktası, lojistik ve ticaret merkezi haline getiriyor. Bu merkezin çelik çekirdeğinde ise 2018 yılında kurulan Sincan Uluslararası Kara Limanı yer alıyor.

    ÇİN’İN AVRUPA’YA AÇILAN KAPISI

    Çin’in, hızlı büyüme ve yüksek enerji tüketimine dayalı eski kalkınma modelinden, daha dengeli ve sürdürülebilir bir modele geçişini temsil eden ‘yüksek kaliteli kalkınma projesi’ için de büyük önem arz eden bu liman, yüksek kalitede ürünlerin, Çin-Avrupa Ekspresi aracılığıyla Avrupa ana karasına taşınmasında kritik bir rol oynuyor.

    Liman, 2023 yılında rekor bir büyüme göstererek 74,7 milyon tonluk bir ithalat ve ihracat hacmine ulaştı. Sincan bölgesindeki dış ticaret hacmi ise 2023 yılında yüzde 45,9 artarak yaklaşık 50 milyar doları aştı. Bu artışta; Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan gibi Orta Asya ülkeleri ile yapılan ticaretin yüzde 50 oranında büyümesi son derece etkili olmuş. Bölgenin ticaret yaptığı ülke ve bölge sayısı zaman içinde 192‘ye çıkmış. Son tahlilde, bütün bu gelişmeler, limanın Çin’in iç bölgelerinden Avrupa’ya uzanan ticaret rotaları üzerindeki rolünü her geçen gün daha fazla güçlendiriyor.

    Öte yandan, insanlığın medeniyetle tanışmadan önce dahi yaptığı tüm savaşların ardında iktisadi gerekçelerin olduğu artık açıkça biliniyor. Bugün de öyle değil mi? Sloganlar, büyük güç mücadelelerini perdelemek için kullanılıyor. O yüzden, Sincan’a bir de bu açıdan bakmak gerekir.

    Özetle Sincan, büyük satranç tahtasında Çin için genişletilmiş merkezin de merkezidir.

    “DOĞA ACELE ETMEZ…”

    Daha önce de bahsettiğim gibi; bu bölgeyi ziyaret etmeden, sadece internet yoluyla fikir sahibi olmaya çalışmak pek sağlıklı değil. Zaten pek olanaklı da değil. 10 günlük bir gezinin ardından bunu daha iyi kavrıyorum. Gerekçelerine gelecek olursak…

    Çin, 1,5 milyara ulaşan nüfusuyla dünyanın en kalabalık iki ülkesinden biri. Kabaca, yeryüzündeki her altı kişiden biri Çinli. Bizim ‘Dünya’ olarak kabul ettiğimiz dijital eko sistemdeki tüm uygulamaların Çin’de bir alternatifi mevcut. Küresel dijital tekellerin önemli bir kısmı ise engelli. Bu durumda Çin, Batı merkezli dijital hegemonya ile arasına kalın bir sınır çizerken, kendi dijital eko sistemini koruyor. Bütün bunları yaparken aynı zamanda, silikon vadisi tekellerini de karlı bir işbirliğinden alı koyuyor.

    Bu, Çin açısından tam bir kazan-kazan denklemi. Fakat bu durum aynı zamanda, dünyanın geri kalan kısmının Çin’i keşfetmesini, tanımasını ve anlamasını zorlaştırıyor.

    Bu noktada, Çinli meslektaşlarıma şu soruyu yönelttim: Reklam yapmaya ihtiyaç mı duymuyorsunuz, yoksa bu konuda pek başarılı mı değilsiniz? Cevap: İkisinin ortasında, fakat birinci şıkka daha yakındı. Çin, özellikle 1970’li yılların sonunda Deng Xiaoping‘in öncülük ettiği reformlarla birlikte hep uzun ve orta vadeli planlarla, aşamalı olarak açıldı ve büyüdü. Büyüme her zaman programlı bir açılma politikasını beraberinde getirdi. Çinli filozof, Lao Tzu‘nun da dediği gibi: “Doğa acele etmez, yine de her şeyi başarır…” 

    Çinliler heyecanlı ve aceleci gözükse de Çin hükümeti son derece sabırlı.

     

     

     

    Devam edecek…

    [ad_2]

    Source link

  • 5 bin lira asgari ücret vaadine bakın kaç oy çıktı – Son Dakika Seçim 2015 Haberleri

    5 bin lira asgari ücret vaadine bakın kaç oy çıktı – Son Dakika Seçim 2015 Haberleri

    [ad_1]

    Asgari ücreti 5 bin lira yapma vaadinde bulunan Haydar Baş’ın partisi BTP, yüzde 0.18 oy aldı.

    5 bin lira asgari ücret vaadine bakın kaç oy çıktı
    Abone Ol

    google-news


    Yayınlanma:
    08.06.2015 – 13:03


    7 Haziran Milletvekili Genel Seçimleri’nden önce vaatleriyle gündeme gelen Haydar Baş’ın Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) saat 21.45 itibarıyle 82 bin oy aldı (Yüzde 0.18)

     

    BTP’nin en çok oy aldığı il Ardahan oldu. Ardahan’ı Kilis, Trabzon ve Karabük izledi. Haydar Baş’ın partisi Tunceli’den de oy aldı.

     

    Haydar Baş, seçim kampanyasında asgari ücreti 5 bin lira yapacağı vaadinde bulunmuştu.

     

    BTP, bir önceki seçimde 98.930 oy almıştı.

    [ad_2]

    Source link

  • Nadir Nadi-Doğan Nadi’li 12 Mart öncesi – Son Dakika Belge Arşiv Haberleri

    Nadir Nadi-Doğan Nadi’li 12 Mart öncesi – Son Dakika Belge Arşiv Haberleri

    [ad_1]

    1964 yılında, yükseköğrenim için, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne bağlı 2 yıllık Gazetecilik Enstitüsü’nü seçmem “tamamen duygusaldı”.. Göçmen çocuğu olarak, ailemin hangi zorluklarla, ekonomik özverilerin içinde, üç kardeşin okumalarının önünü kesmemeyi seçmiş olduklarının bilincindeydim. Başka bir ilde uzun süreli bir eğitimi düşünemezdim. İstanbul Kız Lisesi’nden fen bölümü mezunu olduğum halde, iki yıl olan en kısa bölümü seçmiş, mezun olduktan sonra herhangi bir işte çalışarak istediğim bir başka bölümde devam edebilmeyi dilemiştim.. İlk merkezi sınav sistemi uygulamasının içinde 1. sıraya “Gazeteciliği” yazıp sonraki sıralara Ankara Ortadoğu mühendislik gibi bölümleri yazmıştım. Doğal sonuç olarak 1. tercihim için kayıt hakkı gelmişti. Bilmeden şanslı bir seçim yapmıştım. Dönemin ruhuna uygun hem başka üniversitelerin ilgili bölümlerinden hem de uzman gazeteciler içinden öğretim üyeleri kadrolarının özenle seçildiği bir dönemdi. Metin Kutal, Ahmet Kılıçbay, Haluk Cillov, Çetin Özek, İzzettin Önder, Cavit Orhan Tütengil, Nevzat Yalçıntaş.. Cevat Fehmi Başkurt, Burhan Felek, Abdi İpekçi, Ecvet Güresin..ilk aklıma gelenler.. Dönemi paylaştığım arkadaşlarımdan kamuoyunun kolayca tanıyacakları arasından Uğur Dündar, Ümit Gürtuna, Ertuğrul Akbay, Uğur Büke, Yaman Tüzcet, Nevin Gürkaynak.. içlerinde pek çok başka fakülteleri de bitirmiş, mesleklerinde başarılı olmuş isimler vardı.. Meslekten hocalarımız ikinci yılın sonuna gelmeden, gazetecilikte çok başarılı olabileceğim sonucuna varmışlar, kafadan işe başlamamı önermişlerdi. Aslında dönemin ruhu gereği yaşama seyirci olmayan öğrenci grubu olarak, en kıdemli hocamız Orhan Tunaya’nın kocaman, bir o kadar ağır eski antika daktilosuna el koyarak, olmayan gazete çıkarma deneyimine geçmiştik. Gazeteleri dolaşıp üst düzey yöneticileri ile, “Yükseköğrenim yapamamış gazetecilerin önünü açmak üzere enstitüyü kurdurmuşsunuz, bize gazeteciliğin önünü açmak zorundasınız..” anlamına gelen tartışmaları yapıyorduk. Gerçekten de basın kontenjanından çok sayıda profesyonel gazeteci de aramıza öğrenci olarak katılmışlardı.. Sözün özü mezuniyet sınavlarını bitirdiğimizin ertesi günü, 1966 yılında, temmuz başında Cumhuriyet’te çalışmayı seçtim. İki yıllık öğrencilik dönemimde de yarım gün çalışma ile İstanbul Ekspres gazetesinde bir sayfanın şehir röportajlarını, pek çok ek işle birlikte yapıyordum.. Cumhuriyet’te gazeteciliğe başlamak, ciddi para kazanılamasa da hâlâ değerli bir okul gibidir. Cumhuriyet okurları doğrudan katılımcı kimlikleriyle, gazetenin tüm alanlarına dönük olarak sıcak eleştirileri, katkılarıyla, haber değeri olan bilgilerin ulaştırılmasıyla size yol gösterirler. Hele de 1960’lı yılların ikinci yarısına gelinen tarihlere kadar, yaşamın her alanında yaşanmış, ekonomik, sosyal, siyasal toplumsal örgütlülük patlamasını düşünürsek.. 1961 Anayasası ile gelen özgürlükler, sosyal devlet, düşünce özgürlüğü, örgütlülükleri, sendikal haklar, sol siyasetin önünün açılması gelişmelerini uzun uzun anlatmanın gereği yok. Basın özgürlüğü için lokomotif 212 sayılı yasa ilk adım, sendikalar başta tüm meslek örgütlenmeleri, solun önünün açıldığı yıllarda.. DPT, Nazım Plan, köylere dönük projeler.. Cumhuriyet gazetesinin çatısını, Cumhuriyet aydınlanmacılığını, kamuoyuna açılım aracı, yolu olarak seçmiş aydınlar, inandıkları tüm değerlerin, bilgi birikimleri, görüşlerinin kamuoyuna yansımasında makaleleri ile katkı yapmakla yetinmemişler.. Ekonomik, sosyal, siyasal örgütlülük çatıları altındaki hak savaşımlarının, kamuoyuna yansımasını istedikleri düşünce ve eylemlerini kamuoyuna yansıtmak üzere, Cumhuriyet çalışanlarına aracı kılmayı seçmişlerdir.. Kendimi üniversite reformu, öğrenci, işçi, sağlık eylemleri, haklarında, insandan yana açılımların içinde bulmuştum. Demirel, güçlü sağ siyasi lider olarak iktidardaydı. 1961 Anayasası’nın Türkiye için lüks olduğu tartışmalarını başlatacaktı. Üniversitelerin anayasanın hazırlanmasında da doğrudan görev almış öğretim üyeleri de içlerinde, aydınlanmacı, reformcu, devrimci kadroları, kazanılmış tüm özgürlükler, örgütlenme haklarının savunulması savaşımının öncülüğünde kamuoyuna ulaşma aracı olarak Cumhuriyet gazetesi odaklı katkılar sunacaklardı..

    NADİR NADİ-DOĞAN NADİ’Lİ YILLAR

    Cumhuriyet’in künyesinde Yunus Nadi’nin eşi Nazime Nadi imtiyaz sahibidir. Nadir Nadi, Doğan Nadi kardeşler ise aile şirketinin seçilmiş sorumlu yönetim kurulu üyeleri olarak gazetenin kimliğinin, değerlerinin korunmasında aracılık görevi üstlenmişlerdir. Doğrusu dönemin bilim-kültür yaşamının her alanından simge isimler, geleneksel 2. sayfa, kültür sayfası katkılarıyla asla yetinmeyerek, gazetenin tüm sayfalarını didikleyerek katkı, söz sahibi olma, her halkadan okura inen zincirler halinde yerleşik bir gelenek, görenek oluşmuştur. Dilde yanlıştan, iyi aktarılamamış haber eleştirisine kadar her alanda söz söyleme hakları, alışkanlıkları tartışılmazdır.. Hocaların Hocası Ord. Prof. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Oktay Akbal, Vedat Günyol, Melih Cevdet Anday, Cavit Orhan Tütengil.. 2. sayfanın öncü, dönüşümlü yazarları, İlhan Selçuk köşe yazarı. Nadir Nadi köşesiyle, Doğan Nadi taşlamaları ile, Ali Ulvi karikatürleriyle 1.sayfada.. Adlarını sığdırmaya kalkışmak haksızlık olacak kadar çok alanlarının en büyüklerinden siyaset, dış politika, ekonomi, kültür insanları ilgili sayfalarında.. Gazete bağımsızlığını titizlikle koruma adına satış fiyatı, sayfa, ücret dengelerini koruyor olarak, alanlarından uzman danışmanları yönetim kadrolarına da taşımış olarak yayın yaşamını sürdürürken, yazan-çizen marka olmuş isimleri saymak da zor. Yine de gönüllü katkılar, profesyonel çalışanlar kadrolarını geçiyor.. Yaz ayları izinleri de araya girince henüz kadroya girmeden bana da 1967 Ağustos ayında yapılan Demirel’in ünlü Karadeniz gezisini izleme görevi düşüyor. Ankara’dan Fikret Otyam imdadıma koşuyor. Üç büyük gazeteden ünlü, marka isim Ankara Temsilcisi’ni arayarak bana yol göstermesini istiyor. Otellere yerleştirme organizasyonunda daha ilk günden Demirel’in yanındaki odaya yerleştirilen, şimdi aramızda olmadığı için ismini vermemeyi seçtiğim Ağabey’in, deneyimleriyle, Demirel’e moral anlamda danışmanlık da yaptığı algısını ediniyorum.. Gazetenin manşetinden günlerle, yorum ve notları ile de yayımlanacak ilk dizi gibi haber sınavında çakmamak için, Samsun’dan Sarp’a günler süren görkemli konvoylarla desteklenen siyasal şov, gezi turunda haber atlamamak için konvoydan hiç kopmadan gözlerimin ve kulaklarımın antenlerini açmalıyım. Benim gibi işkolik, bir tek bu gezide gazetecilik dayanışmasını yapabildiğim arkadaş, aynı gazetenin haberlerinden sorumlu muhabir Oktay Köse. Gezi boyunca aynı aracı paylaşma anlaşmamızın nedeni de program kapsamında belirlenmiş büyükleri yanında, korsan mitingler de dahil konuşmak etkinlik olacak noktaların tümünü, kaçırmamaya çalışmak.. Demirel’in güçlü iktidar şovu ağırlıklı programda, güncel gündemden en çarpıcı çıkışlar, uzun araç konvoylu kalabalık mitingler, yerel destekle yarışılan akşam etkinlikleri, yemekler, elbette olabildiği kadar çok iddialı pojelere dönük temel atma törenleri, yatırım, okul açılışları başı çekiyor. Demirel’in zaman ayarlı kükreyen çıkışlarına, bizim izleyemediğimiz İsmet İnönü’den gelen yanıtlar çok tahrik edici olmalı ki sert yanıtları bir sonraki çıkışın odağını oluşturuyor. Benim için sürpriz iki fırsattan biri ise Giresun’daki fabrika açılışı konuşmasında Demirel’in güçlü bakanı Mehmet Turgut’un, kasıtlı siyasi atağında Demirel’in başarılı siyasal projeleri güçlü yatırımlar adına “Bütün büyük hizmetler Menderes’in zamanındadır” cümlesini kurup sonra özür dilemesi sırasında, kalabalıktan büyük alkış alması üzerine, yerine geçerken Demirel’in elini sıkmaması, selamlamamasının gazetemizin manşet notlarına yansıması. (Ki sonrasında yıl geçmeden parti içinden kopmalarla yeni bir partinin kuruluşunun önünü açmıştı.) Üstüne ikinci fırsat Trabzon Çimento Fabrikası açılışında, Trabzon Üniversitesi öğrencilerinin aleyhte büyük bir sürpriz, ıslıklı protesto gösterileri eklemlendi. Rize’ye, Hopa’ya kadar uzanan gezi gündemine, kaçınılmaz öğrenci gençliğin solcu eylemciliğine dönük suçlamalar girmişti. “Baba parasıyla komünizme özenenler, bu sahillerden yol çok yakın, yüzerek Rusya’ya geçsinler..” türünden çıkışlarla gündem sapmalarını tam kavrayamamıştım. Rize’de konakladığımız gece, yine habersiz olduğum, 1968 öğrenci gençliği öncesinin simge lideri Harun Karadeniz, döneminin yönetiminden elektrik mühendisi dönem kuşağından gençlik liderliğinin içinde, “Örgütlenmelerin arkasında en çok koşturan dev adam olarak bilinen Engin Dağıstanlı gerçekten bir raslantı olarak Trabzon Çimento Fabrikası’nda mühendislik stajını yapıyormuş. Akşam katılmadığım Demirel’in yemek sofrasında, yandaş medyanın gazetecilerine yöneltilen hizmetin organizasyonunu satır satır dinlemiş. Otyam’ın emanet ettiği ünlü gazeteci Ağabey, yandaş medya gazetecilerine aleyhime yapılması gereken haberin siparişini veriyormuş.. Kısacası gezi dönüşü Son Havadis’in manşetinden yayımlanan “Malum Gazetenin Malum Muhabiri” haberinde özetle yayımlananların bütünlüğünde, benim siyasal amaçlı gezinin gerçekleri ile ilgisiz haber ve yorumlar yaptığım, izlemediğim konuşmalar ve tanıklıklar üzerinden gerçeklerin yerine yalan haber ürettiğim savlanıyor, partide çatlak olmadığının ötesinde protesto eylemi ile bile ilişkilendiriliyordum.

    DOĞAN NADİ’NİN, CUMHURİYET AİLESİNİN SAYGIN DURUŞLARI

    Sonraki yıllarda birçok kez şapkasını alıp gitmek zorunda kalan Demirel’in, liberal demokrasi çizgisine gelişine ilişkin tanıklıklarımın çok sonraki yıllarda çok renkleneceğinin sadece altını çizmekle yetinerek, bu anımı Cumhuriyet gazetesi ailesine katılışımın ilk ayının gündemine alma kastıma dönmeliyim.. Dönüşte babamın sorgulamadan sabah işe gitmek üzere çıkarken, “Sadece işe giderken sürpriz olmasın diye uyardım” demekle yetinmesini unutamam. Gazetenin kapısından girerken, gelişimi gözlemiş, bizim taktığımız adıyla “Hasan Nadi”, gerçekte Yunus Nadi döneminde Cağaloğlu’ndeki ahşap Pembe Konak’ın üst katının ailenin evi olarak kullanılması nedeniyle de birlikte büyüdükleri, çocukluk misket arkadaşları Hasan Amcamız yolumu kesti. Sarılıp elimi tutarak “Evladım sakın korkma, işinden olmazsın. Burada sana kimse dokunmaz” diye söze girdi. Dostları anılarında çokça altını çizmişlerdir. Doğan Nadi, Divan Oteli ekolündeki dostlarıyla bilinir. Sabahlara uzanan sohbetler geleneği sonrası önce gazetenin yolunu tutar. Odasına çekilerek, henüz kimselerin okumadığı taze kokulu gazeteleri de okumuş olarak, ünlü karikatürlerden öte etkin iz bırakmış, kısacık güncel gündemle uyumlu köşesine noktasını koyar. “7 Dakika” başlıklı köşe yazısını Hasan Nadi’ye teslim ederek, erken gelmiş dostlarıyla, sık sık Nadir Nadi ile de gazeteye, siyasal toplumsal gündeme de dönük sohbetlerini tamamlama turundan sonra evinin yolunu tutar. O sabah gazeteleri tararken Demirel’i kurtarma adına beni ve Cumhuriyet ağırlıklı hedef almış yazıyı görür. Aslında hiç yüz yüze gelmedik, tanışmadık da. Ancak tepkisi, öfkesi malum gazeteyi avucunun içinde buruşturarak parçalamak olur. Hasan Amca’yı bağırarak çağırır; “At bu paçavrayı gözüm görmesin” diye bağırır.. Hasan Amca deneyimli beni teselli etmeyi sürdürerek “Göreceksin sana kimseler soru bile sormayacak” da demişti. Öyle de oldu. Beni gazeteye almış Ecvet Güresin Hocam ancak koridorda karşılaştığımda “Geçmiş olsun, böyle şeyler yaşanır” demekle yetindi. Yazıişleri Müdürü Erol Dallı, teselli babında sırtımı sıvazlamakla yetindi. Kimi yaşıtım yakın arkadaşlara sabırla dinleyebildikleri dozlarda ayrıntıları anlattım.

    OKTAY KÖSE’NİN ONURLU DAYANIŞMASI

    Asıl büyük, onurlu sürpriz dostluğumuz Demirel’in ünlü Karadeniz gezisi ile sınırlı kalmış, bir daha hiç göremeden aramızdan ayrılan gazeteci arkadaşımız “Oktay Köse”nin onur verici gazetecilik duruşu ve dayanışmasını anlatan masama bırakılmış mektubuydu. Elbette saklamıştım. Sonraki yıllarda boşaltmak zorunda kaldığımız Pembe Konak’ın, en alt katında bir tür kupür arşivi olarak kullandığımız, tüm yazılarımın kesilmiş kopyalarının da bulunduğu karton kutuların fareler tarafından kemirilip atıldığını öğrendiğimiz yıllara kadar. Oktay Köse, zorunlu tanıklıklarının utancında olup biteni ayrıntılı anlatan bir mektubu, gazetede benden sorulabilecek sorulara ilk bilgi, kanıt olmak üzere benim gazeteye ilk geleceğim güne dönük olarak masama bırakılacak şekilde elden ulakla ulaştırmıştı. Sonuç olarak “İlk sorgulamalarında bu mektubu kanıt olarak kullan, gerekirse bana ulaş, nerede olursam olayım, kimler isterse anlatmak üzere gelirim” diyordu..

    Yaşadıklarından sonra aynı koşullarda işine devam edemeyeceğini düşünmüş, eğitimi sayesinde Viyana’da gazetecilik yapmayı seçmişti. İstanbul aktarmalı uçak yolculuğunda mektubu bırakmıştı. Yolumuz bir daha hiç çakışmadı. Yazılarının hiç çıkmadığının ayırımına vardığımda söz konusu gazetenin içindeki arkadaşlardan bilgi almaya çalıştım. Sağlık sorunları ile genç yaşlarda gazetecilik yaşamına, bu dünyadaki yaşamına da veda ettiğini öğrendim. Ailesine ulaşmayı gıyabında bir teşekkür borcumu iletmeyi bile başaramadım.. Mesleğimizde, medyanın yanıltıcı etkileme, güdüleme gücünün tırmanışı ile bağlantılı olarak, giderek büyüyen bir kör döngü içinde gerçek onurlu gazeteciler ile, marka olmuş ama kimliklerini, onurlarını satarak şöhret olabilen gazeteciler ayrışmasının tırmanışı katlandı. Günümüzde dev sorunları, olumsuz sonuçlarıyla ülkemizde yaşananların ucundan da algılanabilmesi adına tanıklıklar giderek daha bir anlam, işlev kazanacak..

    [ad_2]

    Source link

  • Artık yıl olan 2024 burçları nasıl etkiliyor? Bu sene burçları neler bekliyor? – Son Dakika Astroloji,Astroloji->Akrep Burcu,Astroloji->Aslan Burcu,Astroloji->Balık Burcu,Astroloji->Başak Burcu,Astroloji->Boğa Burcu,Astroloji->İkizler Burcu,Astroloji->Koç Burcu,Astroloji->Kova Burcu,Astroloji->Oğlak Burcu,Astroloji->Terazi Burcu,Astroloji->Yay Burcu,Astroloji->Yengeç Burcu Haberleri

    Artık yıl olan 2024 burçları nasıl etkiliyor? Bu sene burçları neler bekliyor? – Son Dakika Astroloji,Astroloji->Akrep Burcu,Astroloji->Aslan Burcu,Astroloji->Balık Burcu,Astroloji->Başak Burcu,Astroloji->Boğa Burcu,Astroloji->İkizler Burcu,Astroloji->Koç Burcu,Astroloji->Kova Burcu,Astroloji->Oğlak Burcu,Astroloji->Terazi Burcu,Astroloji->Yay Burcu,Astroloji->Yengeç Burcu Haberleri

    [ad_1]

    Dünya, artık bir yıl olan 2024 yılının enerjisiyle dolup taşıyor.Çoğu kişi takvime eklenen fazladan bir gün kavramına aşina olsa da, bu kozmik olayın burçların karmaşık dünyasını nasıl etkileyebileceği hala gizemini koruyor. Peki artık yıl olan 2024 burçları nasıl etkiliyor? Bu sene burçları neler bekliyor?

    1. Koç

    Koç burcunda artık yıl, tutku ve kararlılığın alevlerini ateşler. Sizi iddialı hedeflere doğru itecek bir enerjinin dalgalanması bekleyin. Bu ateşli gücü hem profesyonel hem de kişisel olarak yeni bölgeleri keşfetmek için akıllıca yönlendirin.

    2. Boğa

    Boğalar için artık yıl; kararlı doğalarını temellendiren kozmik bir çapa görevi görür.İstikrarı benimseyin ve pratik çabalara odaklanın. Sarsılmaz kararlılığınız, ister finans ister ilişkiler konusunda olsun, verimli sonuçlar verecektir.

    3. İkizler

    Esprili İkizler için artık yıl, gelişmiş iletişim için bir katalizör görevi görüyor. Gümüş dilinizi keskinleştirin ve düşüncelerinizi ustalıkla ifade edin. Bu göksel destek, ağ oluşturma fırsatlarına ve entelektüel gelişime kapı açıyor.

    4. Yengeç

    Ay’dan ilham alan Yengeç burçları, duygusal yoğunluğa sarılmış bir artık yıl yaşıyor. Sezgisel yönünüzün derinliklerine dalın ve anlamlı bağlantılar geliştirin. Bu zamanı sevdiklerinizle bağlarınızı güçlendirmek ve uyumlu bir ortam yaratmak için kullanın.

    5. Aslan

    Aslanlar, artık yıl sizin lehinize kükrüyor, size başarı ve tanınma fırsatları yağdırıyor. Karizmatik doğanızı kucaklayın ve yaratıcı çabalarınızın parlamasına izin verin. Spot ışığı sizin; onun sıcak ışıltısının tadını çıkarın.

    6. Başak

    Titiz bir planlamacı olan Başaklar, artık yılın düzenli etkisinde teselli bulur. Bu zamanı zihninizi ve çevrenizi dağıtmak için kullanın. Hedeflerinizi düzenleyin ve iyi uygulanmış bir planın getirdiği tatmine tanık olun.

    7. Terazi

    Denge arayışıyla tanınan Teraziler, artık yılı onları uyuma doğru itecek şekilde bulacaklar. İlişkilerinizde denge yaratmaya ve uzlaşmanın güzelliğini kucaklamaya odaklanın. Diplomatik becerileriniz en büyük varlığınız olacak.

    8. Akrep

    Esrarengiz Akrepler için artık yıl, dönüştürücü atılımların habercisidir. Kişisel gelişimin ortaya çıkmasına izin vererek değişimi kollarınızı açarak kucaklayın. Bu dönem derin bir kendini keşfetme ve güçlenme potansiyelini barındırır.

    9. Yay

    Maceracı Yaylar, artık yılı kollarını açarak karşılıyor. Doğallığı benimseyin ve yeni ufuklar arayın. İster seyahat ister entelektüel uğraşlar yoluyla olsun, bu kozmik etki sizi heyecan verici deneyimlere doğru itecek.

    10. Oğlak 

    Disiplinli yaklaşımlarıyla tanınan Oğlak burçları, eşi benzeri olmayan başarılarla dolu bir yıla adım atıyor. Kariyer hedeflerinize odaklanın; evren sıkı çalışmanızı ödüllendirecektir. Kararlı duruşunuz olağanüstü başarılara yol açacak.

    11. Kova

    Vizyoner Kova burçları, bu artık yıl boyunca yenilik dalgasına biniyor. Benzersiz fikirlerinizi benimseyin ve yaratıcılığı geliştirin. Evren, çabalarınızı desteklemek için hizalanarak çığır açan başarıların önünü açıyor.

    12. Balık

     

    Rüyacı Balıklar, manevi aleme doğru bir adım atıyor. İç benliğinizle bağlantı kurun ve derin içgörüleri keşfedin. Bu göksel yolculuk, iç gözleminizi ve manevi farkındalığınızın derinleşmesini sağlamak için sizi farkındalığa davet ediyor.

    [ad_2]

    Source link

  • Dünyaca ünlü sanatçı tamamen ‘kör olduğunu’ açıkladı – Son Dakika Yaşam,Magazin,Dünya Haberleri

    Dünyaca ünlü sanatçı tamamen ‘kör olduğunu’ açıkladı – Son Dakika Yaşam,Magazin,Dünya Haberleri

    [ad_1]

    77 yaşındaki efsanevi İngiliz şarkıcı ve piyanist, The Devil Wears Prada adlı yeni müzikalinin gala performansı sırasında hayranlarıyla önemli bir gelişmeyi paylaştı.

    John, mesajında, “Bazılarınızın bildiği gibi bir süredir göz sorunları yaşıyordum ve şimdi görme yeteneğimi kaybettim. Cumartesi akşamı düzenlenen gösteriyi göremedim, fakat keyif aldım. Bu, benim için zor ama en azından duyabiliyorum ve kulağa hoş geliyordu. Geldiğiniz için teşekkür ederim” ifadelerine yer verdi.

    Aylar önce, hayranlarını kısmi görme kaybına neden olan göz enfeksiyonu hakkında bildiren John, ‘tedavinin son derece yavaş ilerlediğini ve enfeksiyondan etkilenen gözünün geri dönmesinin biraz zaman alacağını’ söylemişti.

    Elton, son güncellemesinde, görüşünün geri gelip gelmeyeceği hakkında bir bilgi paylaşmadı.

    ELTON JOHN KİMDİR?

    Elton John, gerçek adıyla Reginald Kenneth Dwight, 25 Mart 1947‘de İngiltere’nin Pinner kasabasında doğmuş, müzik tarihinin en ünlü ve etkili sanatçılarından biridir. Hem bir şarkıcı hem de bir söz yazarı olan Elton John, pop, rock ve glam rock türlerinde eşsiz bir yere sahiptir. Kariyeri boyunca 300 milyondan fazla albüm satmış, müziğiyle tüm dünyada milyonlarca insanı etkilemiştir.

    2014 yılında uzun süredir birlikte olduğu David Furnish ile evlenmiştir ve çiftin iki çocuğu vardır. Elton, müzikte olduğu kadar açık sözlü kişiliğiyle de tanınır. LGBTQ+ hakları konusundaki savunuculuğuyla da büyük bir etki yaratmıştır. Sanatı, tarzı ve cesaretiyle hem müzik dünyasında hem de toplumsal alanlarda bir ikon olarak kabul edilir.

    Hala aktif bir müzisyen olan Elton John, “Farewell Yellow Brick Road” adlı veda turnesiyle kariyerine son noktayı koymayı planlamıştır.

    Müzik Kariyeri

    Elton John, kariyerine 1960’larda başladı ve 1970’lerde küresel bir ikon haline geldi. Özellikle “Your Song”, “Rocket Man”, “Tiny Dancer”, “Candle in the Wind” ve “Goodbye Yellow Brick Road” gibi şarkılarıyla büyük başarı elde etti. Onu zirveye taşıyan albümleri arasında “Goodbye Yellow Brick Road” ve “Don’t Shoot Me I’m Only the Piano Player” gibi eserler bulunur.

    Bernie Taupin ile Ortaklığı

    Elton John’un söz yazarı Bernie Taupin ile olan ortaklığı, müzik dünyasının en üretken ve başarılı işbirliklerinden biridir. Taupin sözleri yazar, Elton müziği besteler.

    Sahnede İkonik Stili

    Renkli kostümleri, büyük gözlükleri ve sıra dışı sahne şovlarıyla tanınır. Elton John, sadece sesiyle değil, görsel estetiğiyle de unutulmaz bir sahne sanatçısıdır.

    Film ve Müzikaller

    Elton John, “The Lion King” (Aslan Kral) film müzikleriyle büyük başarı elde etmiş, bu çalışmalarıyla Oscar kazanmıştır. Ayrıca “Billy Elliot” ve “Rocketman” gibi projelerde de yer almıştır. “Rocketman”, onun hayatını konu alan ve büyük beğeni toplayan bir biyografik filmdir.

    Ödüller ve Unvanlar

    Elton John, Grammy, Oscar, Tony ve Altın Küre gibi birçok prestijli ödül kazanmıştır. 1998 yılında, Kraliçe II. Elizabeth tarafından “Sir” unvanıyla şövalye ilan edilmiştir.

    Hayırseverlik Çalışmaları

    Elton John, özellikle AIDS araştırmaları ve tedavisi konusundaki çalışmalarıyla tanınır. 1992 yılında Elton John AIDS Foundation’ı kurmuştur.

    [ad_2]

    Source link

  • Kahtalı Mıçe, son yolculuğuna uğurlandı – Son Dakika Kültür-Sanat Haberleri

    Kahtalı Mıçe, son yolculuğuna uğurlandı – Son Dakika Kültür-Sanat Haberleri

    [ad_1]

    Adıyaman’ın Kahta ilçesinde dünyaya gelen ve uzun süredir rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Mustafa Kahtalı’nın cenazesi, sabah saatlerinde uçakla memleketi Adıyaman’a getirildi.

    Kahtalı’nın cenazesi, havalimanından konvoyla Kahta’ya götürüldü. Mustafa Kahtalı için ilk olarak adını taşıyan Kahtalı Mıçe Kültür Merkezi’nde tören düzenlendi. Buradaki törene; Adıyaman Valisi Osman Varol, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, AKP Adıyaman milletvekilleri İshak Şan ve Resul Kurt, AKP Bingöl Milletvekili Feyzi Berdibek, Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Keleş, Kahta Kaymakamı Muhammed Üsame Soysal, Gazipaşa Kaymakamı Selami Korkutata, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, siyasi parti temsilcileri, halk müziği sanatçıları Yunus Bülbül ve Mehmet Seske, ailesi, sevenleri ve yurttaşlar katıldı.

    Konuşmaların ardından Kahtalı Mıçe’nin güllerle donatılmış tabutu omuzlara alınıp, Çağrı Camisi’ne götürüldü. Kahtalı’nın cenazesi, namazının kılınmasının ardından Karşıyaka Belediye Mezarlığı’na gözyaşlarıyla toprağa verildi.

    [ad_2]

    Source link

  • Hizbullah destekçileri Beyrut havalimanına yürüdü, ordu müdahale etti – Son Dakika Dünya Haberleri

    Hizbullah destekçileri Beyrut havalimanına yürüdü, ordu müdahale etti – Son Dakika Dünya Haberleri

    [ad_1]

    Hizbullah, İran’dan gelen uçakların Lübnan’a alınmadığı gerekçesiyle perşembe günü başlattığı eylemleri sonlandırma kararı aldığını duyurmasına rağmen Hizbullah destekçilerinin eylemleri sürüyor.

    Havalimanı yolunda toplanan göstericiler, Hizbullah flamaları ve İsrail saldırılarında öldürülen Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah‘ın posterlerini taşıdı.

    Lübnan resmi haber ajansı NNA’da yer alan habere göre, Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolundaki eylemlerini bugün de sürdüren Hizbullah destekçileri ve Lübnan askerleri arasında arbede çıktı. Lübnan ordusu, havalimanının girişine doğru yürümek isteyen Hizbullah destekçilerine müdahale etti.

    Göstericiler, grubu dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullanan Lübnan güçlerine taş atarak karşılık verdi.

    Hizbullah, İran’dan gelen uçakların Lübnan’a alınmadığı gerekçesiyle başlattığı eylemleri sonlandırma kararı aldığını duyurmuştu.

    HİZBULLAH DESTEKÇİLERİNİN PROTESTOSU

    Hizbullah destekçileri, 13 Şubat’ta Tahran‘dan Beyrut‘a uçuşlara izin verilmediği gerekçesiyle lastik yakarak Beyrut’taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunu trafiğe kapatmıştı.

    Lübnan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü‘nden yapılan yazılı açıklamada ise yolcuların, uçakların ve hava sahasının güvenliğini sağlamak için önlemler alındığı, bu çerçevede İran’dan gelecek uçuşlar dahil bazı uçuşların “18 Şubat 2025 tarihine kadar geçici olarak yeniden planlanacağı” bildirilmişti.

    Hizbullah destekçileri, dün akşam saatlerinde ellerinde bayraklarla Beyrut’taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yakınlarında Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) aracına ve personeline saldırıda bulunmuştu.

    UNIFIL’den yapılan açıklamada, saldırıda bir aracın yakıldığı ve bir komutan yardımcısının yaralandığı bildirilirken, Lübnan İçişleri Bakanlığı olaya ilişkin en az 25 kişinin gözaltına alındığını duyurmuştu.

    [ad_2]

    Source link

  • ABD Dışişleri Bakanı Rubio, resmi temaslarda bulunmak üzere İsrail'e geldi

    ABD Dışişleri Bakanı Rubio, resmi temaslarda bulunmak üzere İsrail'e geldi

    [ad_1]

    İsrail ile Hamas arasında esir takası anlaşmasının ikinci aşaması ve ateşkes için müzakerelerin yeniden başlatılması yönündeki uluslararası baskılar artarken ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, resmi temaslarda bulunmak üzere İsrail’e geldi.

    [ad_2]

    Source link